kriter Logo
 
Aralık 2006European Union SAYI 6
 
sp kriter Editorden icindekiler arsiv abonelik eurohorizons iletisim
spacer spacer
Editor

Komisyon tavsiyesi, Konsey kararı, devletin zirvesindeki tartışmalar derken son haftaları yine yüreğimiz ağzımızda geçirdik. Çıkan sonuç bütün bu kargaşaya değdi mi, onu zaman gösterecek ama toz duman bulutu dağılıp, geriye ne kaldığına baktığımızda görünen tablo pek iç açıcı değil.

Önümüzdeki 35 konu başlığının müzakere edileceği bir süreç var. Elimizde ise müzakereye açılmayacak 8, açılma garantisi olmayan ama açılırsa kapanmayacağı garanti olan 26 başlık. Yani 34'ü limanlar ipoteği altına alınmış 35 başlıklı müzakere sürecinde ilerleyeceğiz! Bos viteste yokuş yakır çıkmak gibi fizik kurallarını alt üst edecek beceriler geliştiremediğimiz sürece işimiz çok zor görünüyor.

Bu, bardağın boş tarafı. Dolu tarafında ise sürecin tümüyle kesintiye uğramamış olması var. Ocak ayındaki AB Konseyi'nde KKTC'ye yönelik Doğrudan Ticaret Tüzüğü işlerlik kazınırsa, bu da "bonus"umuz olacak. Tabii, AB içinde Türkiye&ye haksızlık yapıldığı düşüncesiyle destek veren ülke sayısındaki artışı da unutmamak gerek. Bu momentumun sürmesi halinde, ileride çok işimize yaracağına şüphe yok.

Sonuç olarak ani bir sürpriz yaşanmazsa, AB ile ilişkilerimizin ağır aksak yürüyeceği bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bu dönemin ne kadar süreceği ise, AB'nin gündeminde ve Zirve'de açıklanan genişleme perspektifinin satır aralarında saklı.

AB, kuruluşundan bu yana "genişleme" ve "derinleşme" süreçlerini bir arada yürütüyor. Yani bir yandan yeni üyeleri bünyesine katarak genişlerken, diğer yandan politikalarını geliştirip, temellerini güçlendiriyor. 6'lar Avrupa'sından 25'ler Avrupa'sına geçen süreçte Tek Pazar, Tek Para, Temel Haklar Şartı gibi oluşumlar bunun en bilinen örnekleri. Ancak 5. genişleme süreci, AB'nin dengelerini alt üst etmiş görünüyor. Fatura ise başta Türkiye olmak üzere sırada bekleyen aday ülkelere çıkıyor.

AB evin içini toparlayıp, ev haalkını olan bitenin faydalarına ikna etmeden yeni adım atmama kararı alıyor. bu yaklaşım, Zirve Sonuç Bildirgesi'nde 3 temel unsurla yansıyor. öncelikle son genişleme sürecinde ihmal ettiği iç işleyişini güçlendirecek. Aday ülkeler de tüm koşullara eksiksiz uyacak. Kimseye esneklik gösterilmeyecek. Üye ülkeler ise, kamuoyları ile kopukluğu gidermek için iletişime daha fazla ağırlık verecek.

Bütün bunlar Türkiye için şu anlama geliyor:
- AB kurumsal reformunu ve yarım kalan Anayasa hedefini tamamlayıp, temel politikalarında ilerleme kaydetmeden Türkiye'ye yeşil ışık yakmayacak.
- Türkiye için önceden üyelik tarihi belirlenmeyecek. Üyelik sürecinin hızı Türkiye'nin performansına bağlı olacak. Tüm kriterleri yerine getirdikten sonra AB'nin hazım kapasitesi yeterli ise üye olabilecek. Değilse, AB kendini hazır hissedene kadar bekleyecek.
- Bu arada üye ülkeler de kamuoylarını Türkiye'nin üyeliğine hazırlamak için kolları sıvayacak.

Aslında Zirve sonuçları, yeni bir unsur içermekten çok uzun süredir devam eden tartışmaların kağıda dökülmüş hali. Yani malumun ilanı. Kabağın Türkiye'nin başına patlamasına da artık alıştığımız bir sonuç. Bu durumda yapılacak tek şey, sinirlerimizi bozmadan Nietzche'nin o ünlü sözünü hatırlayarak yolumuza devam etmek....

"Öldürmeyen her şey, direnç verir"....