kriter Logo
 
EKİM 2006European Union SAYI 4
 
sp kriter Editorden icindekiler arsiv abonelik eurohorizons iletisim
spacer spacer
Editor

Ekim ayı, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri açısından oldukça hareketli geçti. Avrupa Parlamentosu'nda son dakika çabaları ile "kötünün iyisine" dönüştürülen Türkiye Raporu tartışmaları bitmeden, Fransa Parlamentosu, çapsızlık yarışında AP'yi açık arayla geride bırakan "akıllara ziyan" bir yasayı onayladı.

Ucuz iç politikada hata üstüne hata yapan, uluslararası arenada ve AB içinde giderek artan bir hızla irtifa akybeden Fransa'nın AB içindeki liderlik konumu zaten uzun zamandır sorgulanıyor. Bayraktarlığını üstlendiği Avrupa Anayasası'nı kendi vatandaşlarına dahi kabul ettiremeyen ve AB'nin siyasi gelişimine sekte vuran Fransa, bu kez ciddi biçimde duvara çarptı.

Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasanın, Türkiye-Fransa ilişkilerini zedelemenin çok daha ötesinde sonuçlar doğuracağı kesin. Başta Avrupa Birliği olmak üzere tüm dünyada tepkiyle karşılanan yasa, her şeyden önce Fransa Anayasası'na ve Avrupa İrnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı. Senato'dan ve Cumhurbaşkanı'nın onayından geçip uygulanmaya başlanması halinde ise Fransa'yı daha da zor günler bekliyor.

Fransız politikacıların, Heider'in Avusturya'sının başına gelenlerden ders çıkarıp, bir an önce akıllarını başlarına toplamalarında fayda var. Aksi halde, 400.000 Ermeninin oyu, koskoca Fransa'nın bu bataktan çıkmasına yetmez...

Gelelim Türkiye-AB ilişkilerinin bu durumdan nasıl etkileneceğine...

Ankara-Brüksel hattında beklenen tren kazısının, ani bir makas değeştirmeyle yönünü Fransa'ya çevirmesi, gündemi bir süre için değiştirdi. Ancak Türkiye'deki AB kırşatlarını sevindiren bu gelişme, AB ile ilişkilerimizde beklenen ölçüde hasar yaratmadı. Çünkü gerek AB kurumları, gerek üye ülkeler net bir biçimde Fransa'nın kararını eleştirerek Türkiye'nin yanında yer aldılar. İfade özgürlüğünü kıstalayan kim olursa olsun, onun karşısında duracaklarını kanıtladılar.

Şimdi bize düşen, sapla samanı ayırarak yolumuza devam etmek.

Fransa'nın bu haksız ve saçma girişimine gereken tepkiyi göstermek en doğal hakkımız. Ama papaza kızıp oruç bozmayalım. Hele hele "Fransa ifade özgörlüğünü kısıtlarken, bize kimsenin hesap sormaya hakkı yok" kolaycılığına sakın ola kaçmayalım. Haklıyken haksız duruma düşmeyelim.

İçeride ve dışarıda Türkiye'nin AB üyeliğine karşı kesimlerin beklentilerinin aksine, bu yanlışı fırsata dönüştürelim. Türkiye'nin sözüm ona özgürlüklerin temsilcisi Fransa'dan daha demokrat, daha liberal bir ülke olduğunu dosta düşmünü gösterelim. Fransa'ya özgörlük dersi vermenin gururunu yaşayalım.

Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak TBMM'den nacizane ricam:
Bu gururu bize yaşatın... Değişirin 301'i Fransa utansın!