kriter Logo
 
HAZİRAN 2008European Union SAYI 24
 
sp kriter Editorden icindekiler arsiv abonelik eurohorizons iletisim
spacer spacer
Editor

Kabahat kimde?

“Bu ay Türkiye - AB ilişkilerinde son derece önemli gelişmeler yaşandı. Geçtiğimiz hafta, uyum yasalarından oluşan yeni reform paketini Meclis’e taşıyan Hükümet, AB sürecinin iç siyasetteki gerginliklerden etkilenmesine izin vermeyeceğini kanıtladı. Hükümet’in attığı bu cesur adım, uzun zamandır rafta bekleyen AB konusunu yeniden gündemin merkezine taşıdı. Müktesebat
uyumuna da hız veren Hükümet, önümüzdeki ay,
açılış kriterlerine yönelik çalışmaların tamamlandığı
5 faslın, müzakerelere açılabileceğini müjdeledi. Gelişmelerin son derece etkileyici olduğunu belirten
Olli Rehn, Türkiye’nin bu hızla ilerlemesi halinde, 2014 yılına kadar müzakerelerin tamamlanmaması için hiçbir neden olmadığını söyledi”…

…diye yazmak istemez miyim ben Sayın Baş müzakerecim?

Cumhurbaşkanı’nın, 9 Mayıs Avrupa Günü vesilesiyle verdiği davette karşılaştığım Dışişleri Bakanı Ali Babacan uzun uzun sitem etti. Birkaç aydan beri bu köşede, reform sürecinde gelişme olmadığına dair yazdığım yazılara, özellikle de Mayıs sayısındaki “Dördüncü ayda da tık yok” başlıklı yazıma içerlemiş. Yapılanları görmezden geldiğimi düşünüyor!

Bu ay hiçbir şeyi kaçırmamak için gözlerimi dört açtım. Hükümet’in “2008’e reformlar damgasını vuracak” taahhüdünü teyit edecek bir gelişme bekledim.

Ama yok işte… İlerlemiyor süreç.

Sizin taraftan bakıldığında, “nasıl ilerliyor göründüğünü” de anlayabilmiş değilim Sayın Bakanım. “2008 AB yılı olacak”dan kastınız, her bir reform açılımının, 301 örneğinde olduğu gibi iki yıl boyunca “ha değişti, ha değişecek” oyalamalarıyla geçiştirildikten sonra yapılması ise eğer, hayır! Benim “AB yılından” anladığım bu değil.

Benim “AB yılından" anladığım, tıpkı bundan 5 yıl önce
ilk iktidara geldiğiniz dönemde yaptığınız gibi, baş döndürücü bir reform süreci başlatmanız. İçeride ve dışarıda Türkiye’nin üyeliğine karşı olanların elinde hiçbir argüman bırakmayacak cesur adımlar atmanız. Bu sadece benim değil, hem Türkiye’de hem de AB’de, bu projeye inanan ve destekleyen herkesin beklentisi.

Siz de biliyorsunuz ki, bugün kapatma davası karşısında AB’nin şoka girmesinin tek sebebi, işte o dönemde yaptığınız reformlar. Bugüne kadar hiçbir hükümetin el atamadığı konuların üzerine giden, ezberleri bozan ve AB ile müzakereleri başlatma başarısı gösteren bir siyasi partinin, Türkiye’yi şeriat düzenine götürmek gibi gizli bir gündemi olabileceğini akılları almıyor. Geçmişte, demokratikleşme yolunda sergilediğiniz performans ve AB sürecinde gösterdiğiniz kararlılık nedeniyle, hükümetinize güven duyuyorlar.

Ama, içeride ve dışarıda böylesine güven kazanmışken, %47 gibi büyük bir destekle yeniden iktidar olmuşken, neden reform sürecinde durakladığınızı, uygulamada hata üstüne hata yaptığınızı, toplumsal mutabakat gerektiren konularda tarafların kaygılarına kulak tıkadığınızı, da akılları almıyor.

“Dimyata pirince giderken, eldeki bulgurdan olmak deyimini” bilmiyor Avrupalılar.

Eğri oturalım, doğru konuşalım. Eliniz güçlüyken kartları doğru oynamadınız. Son iki yıldır AB konusuna vakit ayırmadınız. Halka konunun önemini anlatmadınız. İşi suyun akışına bıraktınız. Şimdi suyun vardığı yerden siz dahil, hiç kimse memnun değil. AB, artık Türkiye ile müzakerelere başlamakla hata edip etmediğini sorguluyor. Türkiye karşıtları, ellerini oğuştururken, kamuoyunda AB üyesi olacağımıza inananların sayısı giderek azalıyor. Sonuçta yine Türkiye zarar görüyor.

Hal böyleyken, kabahat, AB sürecinin yolunda gitmediğini söyleyende mi?

Dr.Şebnem KARAUÇAK
Genel Yayın Yönetmeni